Köşe Yazıları Bölümü

Köşe Yazıları->Sözün Özü-> aç gözlü insanlar doymaz [ Arama ]

aç gözlü insanlar doymaz
Başlık aç gözlü insanlar doymaz
Açıklama 03,12,2012 tarihinde yayınlanmıştır
Yazar veya notu Davutlar Ekspres sözün özü köşesinden
E-mail
Gönderen Kalemdar

    'Kör cehalet çirkefleştirir insanları! Suskunluğum asaletimdendir. Her lafa verecek bir cevabım var. Lakin bir lafa bakarım laf mı diye, Bir de söyleyene bakarım adam mı diye...'' MEVLANA

              Bir kimsenin toplumdaki seçkin yeri ve önemi zengin ya da yoksul hâliyle ölçülemez. Kimi insan son derece yoksuldur ama kendilerinde bir adamlık vardır. Adam gibi adamdır. Sözleriyle kimsenin tokmağı olmadan adam gibi duruş sergiler. Tokmak elinde olan  çok sıfatsız kişiler sıfat kazanıyor,yürümesi havası değişiyor. Adam gibi adamlar, çıkar menfaat için adamlıklarını satmazlar. Bugün kara dediklerine yarın ak demezler.

          Kimileri de zengindir ama insanlıktan nasiplerini almamışlardır. Dolayısıyla yoksul olmak insanın değerini düşürmez, zengin olmak da değerini artırmaz..  Doğrusu en iyi insan, doğru sözlülüğü ile insanlara yararlı olandır. Çünkü insan ile insan arasında fark vardır. Bir demirden hem nal, hem de kılıç hem de tokmak yapılır. Demirden nasıl olur demeyin gürz de bir nevi tokmak sayılır. (Gürz: Türklerin topuz veya bozdoğan da dedikleri düşmanı yaralamak ve zırhını parçalamak amacıyla yakın çatışmada kullanılan, üzerinde boğumlar olan ve bir ucu öbüründen çok daha kalın bir silahtır. Demir, bakır, pirinç veya bronzdan yapılır.)

         Kalp kapısının tokmağı olmadığını herkes bilir, çünkü o içeriden açılır.  Sevgide güneş gibi ol, dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol, hataları örtmede gece gibi ol, tevazuda toprak gibi ol, öfkede ölü gibi ol, her ne olursan ol, ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol. Hz. Mevlana   Adam gibi adam ol demeye getirmiş. Ne arıyorsunuz adamlık sıfatını yitirmiş davul olup tokmağı başkasında sıfat sahibi olanları mı? Bakın bakın etrafınızda çok yakınınız da göreceksiniz.Sakın ola ki bunlara bir sıfat yakıştırmayın..Onların zaten bir sıfatı var... 

         Sizlerle çok eski bir Norveç masalını paylaşmak istiyorum. Halinden yoksul olduğu anlaşılan bir adam, deniz kenarında oltayla balık tutuyordu. Tesadüfen oradan geçmekte olan ülkenin padişahı, bu gariban adamla ilgilendi ve ona, “Oltana ben burada iken ilk takılan şey ne olursa, sana onun ağırlığınca altın vereceğim” dedi. Biraz sonra oltaya takıla takıla, ortası delik bir kemik takıldı.

        Hükümdar balıkçıya, “Ne yapalım, şansın bu kadar, oltana ağır bir şey takılmadı” diyerek alıp sarayına götürdü. Saraya varınca, adamlarına, balıkçıya elindeki kemiğin ağırlığınca altın vermelerini emretti. Kemiği terazinin kefesine koydular, öbür kefesine de altın koymaya başladılar.“Beş, on, yirmi, elli” diyerek altınları koydular. Ama kemik yerinden oynamıyordu.

               Görünüşte dört-beş altını zor tartar göründüğü halde, tahminlerin on misli üzerinde altın koydular, kemik bana mısın demedi. Altını doldurmaya devam ettiler, terazinin kefesi doldu-taştı, ama kemik tarafı yerinden kımıldamıyordu. Bunda bir sır olduğunu anladılar. Bir bilgeyi çağırıp bu sırrın ne olduğunu sordular. Bilge, kemiği eline alıp şöyle bir baktıktan sonra şu açıklamada bulundu: “Bu kemik, açgözlü bir insanın göz çukurudur Siz bunu tartmak için bütün hazineyi koysanız, yine yerinden oynamaz Çünkü doymaz. Ama bir avuç toprak bunu doyurur.”Nitekim bir avuç toprak alıp terazinin kefesine koydu ve kemik yukarı kalkıverdi.

              

     Saygılarımla enveronder@davutlar.net 

Oyu Puanı: 2 - Ortalama:

Yorum Gönder Değerlendir
Yorumlar

Bilgiler
Burda 185 Köşe Yazısı Kayıtlı
En fazla Bakılan: MAHALLE OLMAK İÇİN MÜCADELE
En fazla Değerlendirilen: Bu elbise ona uymaz

Köşe Yazıları Bölümünü Gezen: 0 (0 Kayıtlı Üye 0 Ziyaretçi ve 0 Gizli Üye)
Görünen üyeler:


 

davutlar.net Copyright © 2007-2014 Tüm hakları saklıdır.
davutlar.net te yer alan kişisel yazılar, forum yazıları ve yorumlar kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan site sahibi veya davutlar.net sorumlu tutulamaz.

MKPortal ©2003-2006 mkportal.it
Bu safya 0.33904 saniyede 19 sorguyla oluşturuldu